Corona Virüsünün Tarımsal Ekonomilere Etkileri

Virüsün güncel izlenmeleri aşamasında insan onun tarımla ilişkisini hemen kavrayamayabiliyor. Gerçi günlük yiyecek arayışında hemen “ya yarın ne yiyeceğiz” sorusu aklımıza geliveriyor. Çünkü biliyoruz ki gıda zincirindeki halkalar hep insan odaklı. Üretici, paketleyici, nakliyeci, ta evinize sanal marketten servis yapan elemana kadar hep insan. Virüs taşımasını bir tarafa bırakalım, onların hastalıkları halinde devreden çıkmaları, gıda zincirindeki halkalardan birinin kırılması-eksilmesi ve zincirin kopması anlamına geliyor.

Şimdi bu halka eksiklikleri durumuyla ilgili bir-iki örnek verelim. ABD’de meyve-sebze tarımının yoğun olduğu Kaliforniya’da dikim, aşı-budama, ilaçlama, gübreleme, hasat hep Meksika’lı geçici işçilerle südürülegelmektedir. Meksika’daki Monterrey kenti ABD konsolosluğunun H2-A geçici işçi vize işlemlerini durdurması üzerine Kaliforniya Çiftçiler Birlik başkanı Pompeo’ya (ABD dış işleri bakanı) şu mektubu[1] yazıyor: ”Tarım işçi vizelerindeki bir kısıtlama şüphesiz ABD gıda arzında önemli bir kesintiye neden olacaktır. Amerikan halkı, özellikle bu ulusal sağlık krizi sırasında, sağlıklı beslenme ve bağışıklık sistemlerini güçlendirip, korumak için istikrarlı bir gıda kaynağına ihtiyaç duyuyor. Yiyecek tedarikimizi korumak için gerekli önlemlerin alınmaması sonucu market raflarının boşalması, panik halinde alışverişten değil, hükümetin doğrudan işgücü kıtlığına neden olması sonucu ortaya çıkmış olacaktır”

Geçici göçmen işçi çalıştıran Alman çilek ve kuşkonmaz üreticileri, kapalı sınırlarına rağmen, şu sırada yeni AB üyesi ülkelerden gelecek geçici işçilerin yolunu gözlüyor. Karadeniz’de çay tarımında Gürcistan’dan geçici işçiler gelir.  Artvin-Sarp Sınır Kapısının kapatılmasının çay ürecilerimiz için sorun olacak mı acaba? Yurt dışından işçi transferini bir tarafa bırakalım, yakında Akdeniz’de Ege’de erik, kiraz hasatları olacak. Hasat için il dışından gelmesi beklenen işçiler gelebilecek mi? Onların taşınmaları nasıl olacak?

Gıdaların üretimi kadar tüketiciye ulaştırılması da önem kazanmaktadır. Bu virüs krizinde sektörün her bir paydaşı zor durumda. Hal toptancısından, ihracatçıya durumları hiç de kolay değil. Hiç kimsenin önünü göremediği bu kriz dönemlerinde ihracatın durması veya aksaması nelere mal oluyor? Tek bir örnek. Bir gazete haberi: “Sebze ve meyvelere corona virüs indirimi! Fiyatlar yüzde 90 düştü[2]. Bu düşüşte en çok yeşillikler, narenciye, domates ve soğan etkilenmiş!

Virüs ilk Çin’de çıktığında, Rusya sınırı kapatmış ve tarımsal ürün ithalatını durdurmuştu. İşte o dönem Rusya’ya, başta limon olmak üzere yaş meyve ve sebze ihracatında bir artma yaşanmış fakat bu, iç pazarda fiyat artışlarına neden olmuştur.

Şu anda tarladan seraya, bahçeden toptancı hallerine ve marketlere kadar sektörün tüm halkaları bir belirsizlik yaşamakta. Virüs salgınının tarım üzerindeki etkilerini araştırıp önerilerde bulunacak bir “Virüs ve tarım çalışma gurubunun acilen oluşturulması yerinde olacaktır. Tarımsal takvim hızla ilerlemekte. Gıda üretiminin her aşaması için detaylı yol haritalarına gereksinim var. Örneğin tarla-serada hasat döneminde eldiven kullanım mecburiyeti gibi…

Krizi fırsata çevirmek de mümkün. Yaş meyve ve sebze ihraç eden İtalya ve İspanya’nın, bu kriz döneminde Avrupa’ya yeterince ürün sunamayacakları bir sır değil. Onların, Afrika’dan transfer edilen göçmen işçi konusunu, kolay kolay çözemeyecekleri de bir gerçek. İşte Türkiye, bu boşluğu doldurmak üzere bir proje geliştirebilir. Böyle stratejik bir olayda, gerekli işgücünün temininde çok çarpıcı kaynakların varlığı da bir gerçek!  

Çin’de virüs salgını başlamasından sonra, küçük ve orta işletmelerde kriz nedeniyle mali durumlarının tahminine yönelik bir anket[3] sonuçlarına göre firmaların %14’ünün bir aydan fazla, %50’sinin üç aydan fazla dayanamayacakları saptanmıştır. Bu da KOBİlerde yüksek oranda iflaslarının beklendiği anlamına gelmektedir. Herhalde bu bulgu, küçük tarım işletmelerimiz için de geçerli olsa gerek.   

OECD verilerine göre[4] 2020’de işgücü verimliliğinde ve küresel ekonomik gelişmelerde bir düşüş beklenmektedir. Hatta büyüme oranlarının yarıya düşeceği tahmin edilmektedir. Borsalar mı? Moralinizi bozmamak için en iyisi hiç takip etmeyin. Dünyada düşüşte olmayan borsa göremezsiniz. Bütün bunların covit-19’un eseri olduğunu ve tarımı da etkileyeceğini unutmayalım.  

Ticaret yapma maliyetinin de artacağı bu virüs kriz döneminde, başta üretici hayatı olmak üzere, işsizlik, işçi temini, ekim, dikim, hasat, nakliye depolama, işçi-ürün hijyeni gibi tarımsal ekonomi ögeleri bir bütün olarak ele alacak organizasyonun (Virüs ve tarım çalışma gurubu) acilen oluşturulması gerekir..

Nazimi Açıkgöz


[1] https://www.motherjones.com/politics/2020/03/mexico-farms-h2a-visas-produce-coronavirus-us/

[2] https://www.sabah.com.tr/galeri/ekonomi/sebze-ve-meyvelere-corona-virus-indirimi-fiyatlar-yuzde-90-dustu

[3] https://www.ifpri.org/blog/covid-19s-impact-chinas-small-and-medium-sized-businesses

[4] https://www.ifpri.org/blog/how-much-will-global-poverty-increase-because-covid-19

eDergi Yayınlamak Artık Çok Kolay

İnsanın fikirlerini, bilgilerini, görüşlerini, tecrübelerini başkaları ile paylaşması gayet doğal bir olgudur. Bu paylaşım sözlü-yazılı, basılı-elektronik olabilir. Paylaşımda, partnere-okuyucuya yarar sağlanıyorsa, tabiiki okuyucu kitlesi oluşacaktır. Bu kitle sosyal, bilimsel, ticari olabilir. Paylaşımın belirli düzeyde olması arzulanır. Günümüzde bilgisayar ortamı bu amaca çok uygun görünmektedir. O nedenle elektronik dergicilik alabildiğine yaygınlaşmıştır. Buna rağmen standart bir bilgisayar kullanıcısının, ücret ödemeden elektronik bir dergi çıkartması pek kolay bir iş gibi görünmemektedir.

Bir serbest yazar veya bir blog yazarı olarak yazılarınızı maille hedef kitleye ulaştırabilirsiniz. Fakat dergi seviyesinde yayın yapabilmek için, içeriğin belirli bir seviyede olması, yani hedef kitlesini-okuyucuyu doyurucu olması gerekir. Hazırlanacak içerik için para, eleman, emek ve zamana ihtiyaç duyulacaktır. Biz şimdilik tek kişilik bir kadro ile tek konuda bir dergi yayınlamak için yola çıkalım. Konumuza odaklı haberler, bildiriler, duyurular ve yayınlarla bizi destekleyen ve kendi yazılarımızı da içinde bulunduran haftalık bir elektronik dergiyi ele alalım.

Bu konuda gerek amatör ve gerekse profesyoneller için hizmet veren bir platformdan yararlanabiliriz: “Paper.li”. Şimdilik İngilizce hizmet veren bu servisçe profesyonel kategoride yayınlanan, “Zein Marketing” firmasının günlük haber dergisinin kapağına bir göz atalım (http://zeinmarketingdaily.co.uk/#/). Haberler, Teknoloji, Bilim, Politika, Çevre, Dünya gibi sütun başlıkları ve sosyal medya bağlantıları ile mükemmel bir dergi örneği:

Şimdi de Paper.li’nin ücretsiz versiyonundan yararlanarak tarafımdan çıkartılan “The Plant Breeding Weekly“ (https://paper.li/e-1578347400#/ ) dergisinin kapağına bir göz atalım: O haftaki sayıda:

https://www.geneticliteracyproject.org/2016/03/07/future-crop-biotechnology-brazil-china-bric-nations/” linkinde tarafımdan yayınlanan “BRIC Ülkelerinde Agrobiyoteknoloji Atağı” başlığı ile, Geneticliteracyproject dergisinde çıkan makale duyurumla birlikte, o hafta bitki ıslahında çıkan İngilizce makale, haber, duyurulardan derlenen onlarca konuyu karşınızda buluyorsunuz. Bu, amacınıza göre ticari, bilimsel, sosyal amaçlı bir güncel bilgi avcılığı ve avı demektir. İşte eDergiciliğin belki de en etkili tarafı da bu olsa gerek: Branşınızla ilgili, o hafta yayınlanan en çarpıcılarını tanesini ekranınızda izleyebilmek. Paper.li sistemi, başlığının kapsadığı, yani hedef kitlenizin ilgi alanındaki tüm içeriklerden seçilen öncelikli önemdeki yazıları derginizde görüntülemektedir. Bunlar, sosyal medya ve weblerden sağlanan veri tabanı, sosyal sinyal değerlendirilmesi dahil, son teknolojiler kullanılarak derlenmiştir.

Yukarıda sözü edilen kendi makalenizin dergiye eklenmesi için bazı koşullar var. Makalenizin bir portalda yayınlanmış olması gerekli. https://tr.wordpress.com/ ve benzeri destek kaynaklarıyla, ücretsiz olarak oluşturacağınız WEB siteleri size gerekli linkleri sağlayacaktır. Ancak o linkle kendi yazınızı Paper.li derginize ekleyebiliyorsunuz. Derginin oluşturulmasındaki detaylar her aşamada karşınıza çıkıyor. Yardım seçenekleri ile!

Arşiv seçenekleri yanında dergi toplanan haber-makaleleri kategorilerine göre sütunlarda sıralamaktadır. Bir eDerginin artlarını izlemek için 13.01.2020 tarihli “The Plant Breeding Weekly“nin Bilim (Science) sütunlarında toplanan elektronik yayınların listesinden bazılarına bir göz atalım:

1. Kenevir ıslahında kısa yol yok;

3. Brezilya, Çin ve diğer BRIC ülkelerinde bitkisel biyoteknolojinin geleceği;

4. Yeni ıslah teknikleri ile iklim değişikliğinin etkisi azaltılabilir;

5. Çeltiği İklim Değişikliğine Hazırlamak;

7. 2020 Bitki Genetiğinde 2020 Yılında Neler İzleyeceğiz?;

8. Geleceğin Gıdaları: Yapay Zeka İle Kuraklığa Dayanıklılık Nasıl Artırabilir.

Bitki ıslahı ile ilgili böylesine güncel ve böylesine çarpıcı uluslar arası bilgilere ulaşmak ancak bu tip bir eDergi ile olası. Genç bilim adamlarına bu tip fırsatlar sağlayan sistemi denemeleri hararetle önerilir.

Nazimi Açıkgöz

Not: Tarımsal biyoteknoloji ile ilgilenenler için: “The Agricultural Biotechnology Weekly”,  https://paper.li/e-1435710000#/ 

Çin Üniversitelerinin Beklenmeyen Yükselişi

  1. yüzyılın gelişmekte olan ülkeler kategorisindeki Çin, son 30 yılda, bilim ve teknolojinin temeli olan bilimsel araştırmalarda dünyanın süper güçlerinden biri olmuştur. Bilgiye dayalı bu modern teknolojik donanımla, ekonominin de hızla gelişeceği beklenmelidir. 

Scopus[1] kayıtlarına göre Çin, 1986 yılından 2016 yılına fen, matematik ve bilgisayar bilimlerinde yapılan yayınların sayısını, düzenli bir şekilde artırarak, 1.650.000’lere çıkartmıştır (Grafik1). Yine Scopus verilerine göre, Çin bilim adamlarınca uluslar arası dergilerde yapılan atıf oranları, tüm ülkeleri geçerek %23’e varmıştır. Çince yayınlar da hesaba dahil edilmiş olsaydı, bu oran, %37’ye ulaşacaktı.

1995’ten başlayarak merkezi hükümet, Çin’in en iyi üniversitelerini dünya standartlarına dönüştürmek için milyarlarca dolar harcamayı içeren bir dizi program gerçekleştirdi. İlk olarak,  100 üniversiteyi 21. Yüzyılın batı üniversiteleri seviyesine çıkartmak için bir paket uygulaması başlatıldı. 2015 yılında ise ikinci program seçilmiş üniversitelerin yanında, belirlenmiş bölümlerin öne çıkartılmasına odaklanıldı.

Pekin’de 1900 yılında yabancılara, özellikle Hristiyanlara karşı bir direniş başladı.  Bokser İsyanı olarak bilinen bu olaylar, Çin’in ABD’ye bir tazminat ödemesi ile sonuçlanmıştır. İşte yukarıda söz edilen 15 üniversite arasında ilk sırada yer alan Tsinghua Üniversitesi, bu para ile 1911 yılında kurulmuştur.  Bugün bu üniversite fen, teknoloji ve mühendislik araştırmaları ile Çin’in gurur kaynağıdır. Scopus kayıtlara göre en çok atıf yapılan ve ilk % 1’de yer alan 15 üniversiteden, yedisinin Çin üniversitesi olması, ülkenin bilim alanında hızlı yükselişinin bir göstergesidir.

Para -kaldıraç olarak- üniversitelerin üst sınıf araştırmaları planlanmasına fırsat sağlar. Böylece akademisyenler daha farklı, daha çarpıcı sonuçlara ulaşabilecekleri araştırmalara yönelebilir. Üniversiteler parasal güçleri çerçevesinde akademisyenlerine yeni ufukları açabilir. Çin’de yaklaşık 30 yıl önce, üniversiteler akademisyenlerine, belirli küresel dergide yaptıkları karşılığında ödül vermeye başlamıştır.  Günümüzde bu ödüller çok yüksek miktarlara ulaşmıştır. Örneğin Nature dergisinde bir yayın için 165,000 US$’lara (bir akademisyenin yıllık maaş ortalamasının 20 katı!) kadar ulaşmıştır. Herhâlde bu ödül olayı, Çin akademisyenlerinin 2000 yılında % 4 olan genel atıf oranının, 2016’da % 19’a yükselmesinde etkili olmuştur (Scopus)[2].

Araştırmaları genelde doktora öğrencileri omuzlarlar. Tsinghua üniversitesi akademik başarıda sayının önemine inanmış olarak, çok sayıda doktora öğrencisine fırsat vermektedir. 2017 yılında bu üniversitede, 1,385 doktora tamamlanmıştır. Aynı yıl MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) 645 Dr. unvanı verilmiştir.

Son yıllarda devletin de desteği ile Çin üniversiteleri tersine beyin göçünden azami yararlanmıştır. Tsinghua gibi üniversiteler, bir batı üniversitesinin fırsat ve olanaklarını sağlayamayabilir. Fakat milli duyguları ağır basan, çocuklarını ana vatanlarında yetiştirmek isteyen, idealist bilim adamları hep çıkacaktır. Bir de, altı hanelik yıllık maaşlar dile getirildiğinde, Çin bu olgudan azami yararlanmıştır. Tsinghua üniversitesi de Columbia, Yale, Harvard, Stanford ve Berkeley üniversitelerinde görev almış bir bilim adamı Qian Yingyi’yi bu çerçevede transfer ederek, yönetimde de yeniliklere yelken açmıştır. Qian, kişisel ilişkilerin, siyasal dayatmaların olmadığı, Amerikan tarzı bir personel sistemini uygulamaya geçirdi. “Altı yıllık bir araştırma dönemi, daha sonra yayınlara dayalı bir performans değerlendirmesini takiben, akademisyenlere sürekli iş veya göreve son” sistemi benimsendi. Sonuç, çabalarının Tsinghua’yı sıralamada sürüklediği hız hayret verici. 2006-09 yılında üniversite, Çin matematik-bilgisayar-araştırma ligi tablosunda 66. iken son yılda bir numaraya çıktı!

Ve Shenzhen’deki “The Southern Universityof Science and Technology” 2012 yılında, tersine beyin göçü programı çerçevesinde ABD’de doktorasını tamamlayan eski bir öğrencisi He Jiankui ı ülkeye davet etti. He ülkesinde fizik tahsili yaptı. Texas Rice üniversitesindeki doktorası da fizik üzerine idi. Stanford üniversitesindeki doktora sonrası araştırmalarında ise gen-genom dizilimlerine odaklanmıştı. Çine dönüşünü babası “Zayıf bulduğu Çin bilimsel araştırmalarını geliştirme” isteğine dayandırmaktadır[3]. Evet, O Dünyanın ilk geni düzenlenmiş (genom edited – gen değişikliği yani GDO değil) bebeklerinin doğumunu sağlamıştır. İkiz bebeklerin genlerini HIV’e karşı dirençli olacak şekilde düzenlenmesinde CRISPR/Cas yönteminden yararlanılmıştır. Bu yöntem bitki dünyasında yıllardır kullanılagelmektir[4]. Bu alanda yapılan araştırma sayılarında yine Çin önde gelmektedir (541). Onu Amerika (387), Japonya (81) ve Almanya  izlemektedir.

Böyle bir eğitim sisteminin ülkemizde uygulandığını varsayalım. Kişisel ilişkilerin, siyasal dayatmaların olmadığı bir ortamda, birimlerde yük olmaktan öteye gidemeyenlerin yerine alınacak, genç, yetenekli ve istekli, yeni araştırmacı timlerinin oluşturulmasıyla, Türk üniversiteleri de Dünya sıralamalarında daha üst sıralara çıkabilecektir.

Nazimi Açıkgöz

[1] Scopus en geniş hakem denetimli literatür (bilimsel dergiler, kitaplar ve konferans raporları) özet ve atıf veri tabanıdır

[2] https://www.economist.com/china/2018/11/17/tsinghua-university-may-soon-top-the-world-league-in-science-research?cid1=cust/ddnew/email/n/n/20181119n/owned/n/n/ddnew/n/n/n/ne/Daily_Dispatch/email&etear=dailydispatch&utm_source=newsletter&utm_medium=email&utm_campaign=Daily_Dispatch&utm_term=20181119

[3]  https://www.theguardian.com/science/2018/nov/29/work-on-gene-edited-babies-blatant-violation-of-the-law-says-china

[4] http://blog.milliyet.com.tr/dunyada-yeni-islah-teknikleri-meyvelerini-vermege-basladi/Blog/?BlogNo=594118

HIZLI TEKNOLOJİK GELİŞMELER VE TARIMIMIZ

Tarımsal ürün ihracatımız 17 milyar US$’lar civarındayken, bir komşu ülke ile yaşanan sorunlar nedeniyle, bazı üretim guruplarında çıkan problemler henüz hafızalardadır. Söz konusu ihracatta, devreden çıkarılan birçok özel ürün tanıtım gruplarının uğraşlarının katkıları küçümsenemez. Küresel tarımsal ürün pazarında da fiyat ve kalite rekabet gücünde yönlendirici olur.

Zeytin

Hemen hemen her üründe maliyeti etkileyen girdiler farklıdır. Fakat genelde, bitkisel ürünlerde hasat, yani ürünün toplanmasındaki maliyet, üreticinin ana şikâyet konusudur. Pamuk hasat makinalarının devreye girmesinden önce, üreticilerin işçi bulamamaktan yakınmaları, hatta pamuğu toplatamadan sezonu kapatmaları, konunun içindekilerce hatırlanacaktır. Toplama masrafının %40’lara ulaştığını dile getiren fındık üreticilerinin şikayetleri, ekonomi gazetelerine başlık oluşturmaktadır. Zeytin toplamada ise silkme aletleri devreye girmişken batılı ülkeler resimde[1] görülen zeytin hasat makinasını ticarileştirmişlerdir. Tabiiki uygun mesafelerle dikilmiş bodur çeşit plantasyonlarında…

Batılıların ekonominin bütün dallarında yakaladıkları yeniliklerle dünyanın diğer ülkelerine fark attıkları bir gerçek. O ülkeler yeni teknolojilerin oturuşmasını bekler, deneme tahtası olmaktan çekinirler. Fakat bazı ülkeler, bu farkı kapatma konusunda çok başarılı. Örneğin Brezilya tarımsal biyoteknoloji konusunda 2000’lerin başında henüz biyoteknoloji yasaları bile yokken (çiftçisi transgenik soya tohumluğunu Arjantin’den kaçak olarak getiriyordu!), bugün GDO teknolojisi ihraç eder duruma geldi. Islah ettikleri, hızlı gelişen transgenik okaliptüsü de ABD’ye pazarlamak üzereler.

Bazı batı ülkelerinde ceviz, badem, narenciye üretimleri, içlerinde işleme fabrikası olan büyük çiftliklerde yapılmaktadır. Zeytin hasat makinası da kullanım girmiştir. Şimdi, “ülke gerçeklerinden hareketle, gelişen tarımsal teknolojilerden azami hızla yararlanmak için neler yapmalıyız?” sorusuna cevaplar aramak için önce bir durum saptaması yapalım ve sonra da Türkiye’nin bu konuda neler yapması gerektiğini irdeleyelim: Türk tarımı şu nedenlerle ileri teknolojilerin uygulandığı, rekabetçi bir tarımsal üretim sistemine sahip değildir: Arazi dağılımı, küçük işletmelerin fazlalığı, kırsal kesimde nüfusun yaşlanması, üreticinin tahsil durumu, kooperatifleşmede geçmişte yaşanan olumsuzluklar, endüstriyel işletmeciliği bir tarafa bırakıp, hala aile işletmeciliğine ağırlık vermemiz ülke tarımı için hep tartışma konusu olmuştur. Tarımsal desteklerin yetersizliği veya yeterli titizlikte uygulanamaması, su ve arazi kullanımındaki bilinç düzey eksikliği, tohum, ilaç kullanımında yaşanan sorunlar, tohumculuğa girişteki gecikmeler, bitki ıslahında hala özel sektör, üniversite ve diğer kamu araştırma kuruluşlarını tek çatı altında toplayamamış olmamız, yarınlarda tarımsal geleceğimizle ilgili bilimsel bir hedef çizememiş olmamız, teknolojik yeniliklere yeterince hızlı yaklaşamamız gibi onlarca neden vardır. Bunları tek tek devreden çıkarabilirsek, TÜRKİYE YARINLARDA REKABETÇİ BİR TARIM SİSTEMİNE kavuşabilecektir.

ABD’de yeni teknolojilerin uygulanması ile son 40 yılda sağlanan tarımsal gelişmelere bir göz atarsak: ekim alanında herhangi bir genişleme, işgücünde ve diğer girdilerde herhangi bir artma olmadan tarımsal üretim İKİ kat artmış; tarımda çalışan sayısı YARIYA inmiş; tarımda işlenen alan %16 AZALMIŞ; örtü bitkisi kullanımı ve transgenik çeşitlerin anıza ekime olanak vermesi ile toprak erozyonu %40 AZALTILMIŞTIR[2]

1960’larda Türkiye’nin buğday verimi dekara 110-130 kg civarında idi. Aynı arazi ve ekolojide, bugün dekara 300 kg’ın üstünde verim alınmaktadır. Birçok üründe birim alınan verimde, örneğin mısır, pamuk gibi bitkilerde Türkiye, dünya, hatta Avrupa ülkelerini geride bırakmaktadır. Bir an için tüm, diğer tarımsal üretim alanında da, en yeni tür ve çeşitlerle, en uygun girdilerin, en uygun zamanda, en uygun miktar kullanımı ile sürdürüldüğünü varsayalım. Tabii ki bu modern uygulamalarla maksimum verim sağlanacaktır.

Traktör, biçerdöver, pamuk hasat makinası gibi yeniliklerin ülkemize girişi yarım asırı bulmuştur.  Tek yıllık bitkilerde, örneğin pamukta getirilen bir hasat makinası ile  uygun çeşit, yaprak döktürme gibi arayışlara gereksinim duyulmuş ve bugün Türkiye’de pamuk alanlarının  %70 kadarı pamuk hasat makinası ile hasada kavuşmuştur. Bu bağlamda, söz konusu zeytin hasat makinasının geniş ölçüde uygulanabilmesi ancak bodur çeşitlerin endüstriyel düzeyde plantasyonu ile mümkün olabilir. O da kademeli hasadın gerekmediği yağlık zeytinler için geçerli olacaktır. Mevcut, yüksek boylu zeytinliklerde söz konusu makine devreye sokulamayacağı gibi, 5-10 hektarlık bahçeler için de kârlı olması beklenmemelidir. İlk aşamada sofralık çeşitler için zeytin toplama makinası uygun olmayabilir.

Bu konuda devlet teşvik-destek sistemlerine gerek görülmektedir.  Umarız zeytinciliğimizin rekabet gücünü artırmak için fazla zaman kaybetmeyiz.

Nazimi Açıkgöz

[1] https://www.facebook.com/EksperCiftci/videos/612201235647289/

[2] http://blog.milliyet.com.tr/teknolojik-yenilikler-tarimsal-nufusu-daha-ne-kadar-azaltacak/Blog/?BlogNo=551437

TÜRK TARIM VE TOHUMCULUK BİLİMİNE BÜYÜK KATKI!

Türk tarımı maalesef yeterli sayıda başucu kitabının yayın şansı bulamadığı bir sektördür. İşte Dr. Mehmet UYANIK’IN İngilizce Türkçe “Açıklamalı TOHUMCULUK TERİMLERİ sözlüğü” söz konusu kategoride bir örnek MehmetUyanık2oluşturmaktadır. Tüm zirai eğitim, yönetim birimlerine, tarımsal araştırma ve tohumculuk kuruluşlara önerilecek bu eser,  büyük bir boşluğu doldurmaya adaydır. 1680 sayfada ele alınan 11.500 madde ile iki ciltlik bu esere, tarımsal ürün ticareti ve tarımsal hukuk alanlarında da sıkça başvurulacağı bir gerçek.

Kitaplarda özellikle tohumculukla ilgili kavramlara alabildiğine detaylı eğilinmiştir. Örneğin salt “tohumluk” kelimesi ile ilgili olarak: analizi, anatomisi, bayi, bedeli, bilimi, dağıtıcısı, etiketi, idamesi, kalitesi, karışımı, kontrolü, korsanlığı, partisi, kullanıcısı, üreticisi, politikası, patolojisi, sertifikasyonu, tağşişi, sertifikasyonu, royalitesi, saflığı, simsarı, taciri, talebi, kategorisi, teksiri, yaşı, üretim alanı, üreticisi, toptancısı, testi, yönetmeliği ve kanunu gibi yüzlerce maddeye yer verilmiştir. Zaten yazar, eseri  “Açıklamalı TOHUMCULUK TERİMLERİ sözlüğü” ile adlandırırken, “açıklamalı” ifadesi ile farkında olmaksızın, “sözlük” ötesinde hedeflediği gizli bir savını deşifre etmiştir: Kitap “TOHUMCULUK TERİMLERİ ANSİKLOPEDİSİ” olarak yayınlanabilirdi.

Eserde tarımın tüm disiplinlerine yer verilmiştir. Botanikten bitki ıslahına, biyoistatistikten bitki hastalıklarına, tarımsal hukuktan Sitogenetiğe, tarımsal biyoteknolojiden moleküler genetiğe birçok bilim dalına ait kavramlar İngilizceleri ile sıralanırken, örnekleri ile ansiklopedi seviyesinde ele alınmıştır. Özellikle biyoteknolojidaki genomic, proteomic gibi  son gelişmelere yer verilmiş olması, eserin, tarım biliminden kopmak istemeyenler için çok yararlı olacağının kanıtıdır.

Eser TSÜAP (Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Birliği) tarafından ilk kitap olarak yayınlanmıştır. Kuruluşun, tarım ve tohumculuk biliminde yaşanan yayın boşluğunun,  bu tip “başucu”’ kitapları doldurmaya devem etmesi beklentisi ile…

Nazimi Açıkgöz

%d blogcu bunu beğendi: