Şeker Pancarı Tohumculuğumuzun Düşündürdükleri

Türkiye’de şeker %97,5 şeker pancarından, %2,5 mısırdan (nişasta şekeri) elde edilir. 320 bin hektar ekim alanı ve 19

milyon ton civarında pancar üretimi ile ülkemiz, dünyanın önde gelen pancar üreticileri arasında yer alır. 33 şeker fabrikasında işlenen pancar, şeker fabrikalarımızın özelleştirilmeleri ile ilgili olarak, uzun süre gündem oluşturmuştur. Diğer taraftan, tohumlarımızın yerli ve milli olması hedeflenmişken, tüm tohumluğu yabancı ülkelerden sağlanan bitkilerin başında şeker pancarının olması çarpıcı görünüyor. Çünkü 1980’li yıllarda ülkemizde şeker pancarı tohumluğunun %60’ları yerli çeşitlerden oluşabiliyor, hatta tohum ihraç edebiliyorduk[1]. Peki, nasıl oluyor da bugün Türkiye tüm pancar tohumluğunu ithal etmek durumunda kalıyor?

1996 yılında dünyada tüm şekerpancarı üretim alanlarında büyük verim kaybına neden olan kök sakallanması (Rhizomania) hastalığı ortaya çıkmıştır. Bu hastalık ilk defa 1954 yılında İtalya’nın Po ovasında belirlenmiş, 80’li yıllardan itibaren önce Fransa, Amerika ve Çin’de ve daha sonra da Avrupa’nın diğer ülkelerine yayılmıştır. Türkiye’de ilk 1987 de Trakya ve Amasya Bölgelerinde gözlendi. Bu aşamada dünyada rhizomaniaya dayanıklı ilk çeşit RİZOR pancar çiftçi tarlasına ulaştı. Türkiye’de de RİZOR çeşidi 1992 yılından itibaren ekilmeye başladı. Sonuçta bu hastalığa duyarlı olan tescilli birçok yerli çeşit devre dışı kaldı.

Pancar gibi generatif dönemi iki yıl gerektiren bitkilerde, hastalıklara dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi için 15 yıl gibi uzun bir süre gerekmektedir. İşte şeker pancarı tohumculuğumuzu dışa bağımlı kılan ana neden budur. Bünyesinde yüzlerce uzmanı barındıran, Ömürleri yüzyılları bulan, tüm alt yapılarını salt şeker pancarı ıslahına yöneltmiş batı şirketleri, kısa zamanda klasik ve biyoteknolojik yöntemleri birlikte kullanarak, söz konusu hastalığa dayanıklı çeşitleri tescil ettirip dünya pancar tohum gereksinimini karşılamaya başladılar. Biyoteknoloji, pancar ıslahında o kadar aşama yaptı ki ABD’nde, tescil edilen transgenik (GDOlu) çeşitler, toplam ekim alanının %95’lerine ulaşmıştır.

Tohumculuk, yeni çeşit geliştirip tescil ettirmek ve onu üreticiye sunabilmektir. Her çeşidin ortalama bir ömrü vardır. Değişen iklim koşulları, farklılaşan biyotik ve abiyotik koşullar, agronomik olanaklardaki değişmeler, tüketici taleplerindeki farklar, tek yıllık bitkilerde ortalama çeşit ömrünü beş yılla kısıtlar. Yani, teorik olarak bir pancar ıslah birimi, tek bir bölge için her beş yılda bir, yeni çeşit geliştirmek durumundadır. Çeşitler mümkün olduğunca, o bölgenin her bir hastalık ve zararlısına dayanıklı olmak zorundadır. Var olan hastalık kaynakları da hiç boş durmaz, sürekli olarak yeni ırklar geliştirirler. İşte, onlarca ıslah hedefleri ile, neredeyse her biri farklı ekolojiye dağılmış 65 il için, yerli ve milli bir çeşit geliştirmek, Türkşeker’in var olan ARGE olanakları ile, hiç de kolay bir iş gibi görünmüyor. Gönül isterdi ki bu işlerde Üniversiteler ve özel sektör de yeteri kadar birlikte çalışabilse…

İşte bitki ıslahı ve tohumculuk için var olan güçlerin birleştirilmesi, bu nedenle öne çıkıyor. Özel sektörün, üniversitenin ve kamunun materyal, eleman ve diğer altyapılarının birleştirildiği bir sistemi düşünelim ve bunu tüm tarımsal araştırmalara genelleyelim. O zaman koruma altına alınan çeşitlerin %56sı yabancı kaynaklı olur muydu?

Memnuniyetle belirtmek gerekir ki, Türkşeker’i şekerpancarı ıslah çalışmalarında yalnız değildir. 2010’lu yıllarda, Tarım ve Orman Bakanlığı şeker pancarı ıslahına başlamıştı. İki fabrikası ve bir tarım üniversitesi ile Konya Şeker grubunun ve üç fabrikası ile Kayseri Şekerin kısa zamanda şeker pancarı ıslah çalışmalarına başlayacakları beklenmelidir. Bilindiği gibi bu iki grup toplam şeker üretiminde %35 kota sahibi.

Ne var ki, neredeyse her ülke ekolojisi için ıslah edilmiş çeşitleri ile bazı uluslararası firmaların araştırmaları beklentilerin ötesine geçmektedir. Bir AB pancar tohumculuğu firması afit mücadelesinde kullanılan neonicotinoid grubunda yer alan aktif maddelerin AB’de yasaklanması üzerine, o afitlerle taşınan virüslere dayanıklılık ıslahını çoktan başlattılar bile[2].

Şimdi “şeker pancarı tohumlarını yurtdışından sağlamaya devam mı?” yoksa “tez elden bir yerli ve milli şeker pancarı çeşitleri geliştirmek üzere güçlerimizi birleştirelim mi?” seçeneklerini biraz irdeleyelim. İlk seçenek zaten sürdürülegelmekte. “THY uçaklarının kaçını yurt içinde üretiyor ki” yaklaşımı! İkinci seçeneğe biraz detaylandıralım. Şu anki durumu ile yurt dışı çeşitleri ile rekabet edebilecek yerli bir çeşidi geliştirme aşmasında olmadığımız meydanda. Tüm Türk tohum paydaşları sektör politikalarını[3] belirlerken: “Çok sayıda çeşidin Türkiye’ye girişini engellemek istiyoruz. Çünkü yerli şirketler Türkiye’de az sayıda kayıtlı çeşidi nedeniyle pazar payına sahip değiller, kendi çeşitleri (yetiştirici hakları için yüz binlerce dolar ödeyerek (telif))” saptaması yapmışlardır. Ve ek olarak “İhtiyacımız olan model üniversiteler, özel sektör ve batı ülkeleri gibi kamu araştırma enstitülerinin iş birliğidir. Gerçekten, eğer üç ünitenin hepsi tek bir şemsiye altında olabilirse, performansları 5-10 kat daha fazla olacaktır” görüşlerini ortaya koymuşlardır.

3. Tarım Şurasının Sonuç Bildirgesinde 28. madde olan: “Ar-Ge ve inovasyonda kaynakların daha etkin kullanılması için kamu, özel sektör ve üniversiteleri de kapsayacak yeni bir kurumsal altyapının oluşturulması” kararı çok önemlidir[4]. Çünkü tohumculuk çok disiplinli bir uğraş alanıdır ve özellikle gen-genitör sorunlarının çözümünde Türkiye büyük sorunlar yaşamaktadır[5]. İşte Üniversitelere, özellikle bu yönde büyük görevler düşmektedir.

Tarım Şurası kararlarının uygulanması doğrultusunda, tüm paydaşları kucaklayan bir “TÜRKİYE TARIMSAL ARAŞTIRMA KURUMU”nun oluşturulması, tüm tohumculuğumuz için milat olacaktır.

Nazimi Açıkgöz

Not: Bu makalenin özeti http://blog.milliyet.com.tr/seker-pancari-tohumculugumuz/Blog/?BlogNo=619923 da yayınlanmıştır.


[1] Dünden Bugüne Türkiye’de Şeker Pancarı Tohumculuğu Muzaffer Adıyaman – TÜRKTOB Dergisi Sayı 2017-21.pdf

[2] https://european-seed.com/2020/04/sugar-rush-what-it-takes-to-develop-a-new-sugar-beet-variety/?utm_campaign=European%20Seed%20Story%20Of%20The%20Week&utm_source=hs_email&utm_medium=email&utm_content=86462106&_hsenc=p2ANqtz-8N28p-I5oHwSa3pZ-jE-LZ0Z8ZYAriEpb8LAr3xO3gnyPWpn6BZPh-7j_ZVmleAoT6JtCFsstBc4TmVtdvIxcjeptFAg&_hsmi=86462106

[3]https://www.tarimorman.gov.tr/TAGEM/Belgeler/yayin/Tohumculuk%20Sekt%C3%B6r%20Politika%20Belgesi%202018-2022.pdf

[4]http://blog.milliyet.com.tr/universiteler-tarimda-nerede/Blog/?BlogNo=619152

[5]http://blog.milliyet.com.tr/cesit-gelistirme-4-yila-indi/Blog/?BlogNo=612792

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: