KOMŞULARIMIZIN YETERSİZ ARGE YATIRIMLARI TOHUMCULARIMIZ İÇİN BİR FIRSAT OLABİLİR!

Komşularda tohumculuk RadikalGıda ve tarımla ilgili bir uluslar arası araştırma kuruşunun (IFPRI[1]) son raporuna göre, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri vatandaşlarını doyurmak üzere, tarımsal araştırma yatırımlarını artırmak zorundadırlar. Bu bağlamda bazı ülkelerin söz konusu yatırımları ikiye değil, dörde katlamaları gerekeceği saptanmıştır. Bölgedeki 11 ülkeden Ürdün ve Umman hariç hiç biri, Birleşmiş Milletlerin önerisi olan, tarımsal gelirin %1’ini araştırmaya yönlendirmemiştir.

Son elli yıllık verilere dayalı araştırmalarda, tarımsal ARGE’ye yapılan yatırımla tarımsal üretim, gıda güvenirliği ve kalkınma arasında çok kuvvetli bir korelasyon saptanmıştır.

Bölgede tarımsal üretim 2050’ye kadar %2,1 artması gerekmekteyken, söz konusu artış 2000 yılından günümüze ancak %1,9 da kalmıştır. Hâlbuki nüfus artışı, küresel ısınma ve kuraklık bölgeyi uzun yıllardır tehdit etmektedir[2]. Kamu ödemelerindeki sorunlar nedeniyle Mısır, Ürdün ve Lübnan’dan çok sayıda uzman, ülke dışı görevler almıştır. Bazı ülkelerde ise uzman kalifiye ARGE elemanları emekli olmak üzeredir. Asıl sorun, vergi sistemlerindeki aksaklıklar ve tohumculukta en önemli konu olan ıslahçı haklarına getirilemeyen koruma nedeniyle ÖZEL SEKTÖRÜN komşu tarımında yeterince devreye girmemiş olmasıdır.

Türkiye ise, 2014 verilerine göre 170 milyon dolara ulaşan ihracatı ile orta doğuda, tohumculuğu hızla gelişen bir ülke görünümündedir. Özellikle tohumun yanında “çeşit” (ıslahçı hakları!) ihracatına başlayan ülkemiz (Bulgaristan ve Rusya’ya çeltik, Ukrayna’ya fasulye), geliştirilecek stratejilerle, en azından bazı türlerde, komşularının tohum tedarikçisi olabilir. Yetkililerin, 2023 yılında tohum ihracatının 500 milyon dolarlara çıkabileceği beklentisi hiç de hayalî sayılmaz. Yeter ki, bu konuda kendi ARGE’mizi zekice yönlendirebilelim. Üniversitelerimiz, maalesef, bu konuda yeterince aktif hale getirilememiştir. YÖK’te başlatılacak bir girişimin, yalnız ziraat fakültelerinde değil, tüm biyolojik bilimlerdeki kadroların, raflık araştırmalar yerine, bitki ıslahının gerektirdiği başlangıç materyalini sağlamak üzere yönlendirmede fazla geç kalınmamalıdır. Unutulmamalıdır ki minimum ortamlarda dahi, bazı yerel türlerin morfolojik, fizyolojik, moleküler karakterizasyonları ile yola çıkılabilir. Diğer taraftan ülke bilim kadroları, aşağıdaki ileri teknolojik olanaklarla özel sektör için geleceğe yönelik fırsatlar sunmaktadır:  21-23 Eylül 2015 tarihleri arasında Darıca’da gerçekleştirilecek YEŞİL BİYOTEKNOLOJİ kongresinde, gerçekten de tohumculuğumuzun temel gereksinim konularına ele alınmaktadır (http://www.greenbiotechnology2015.org/):

–         Genome editing, –         OMICs technologies,-         Selection of transgenics,-         Association mapping in plants,-         Bioreactor-based mass propagation,-         Cryopreservation
–         Synthetic seed production,-         Haploid plant production-         Plant viral diseases,-         Endophytes in plant biotechnology,-         Nutrient removal and greenhouse gas mitigation

Küresel ısınma, beslenme ve tüketim alışkanlıklarında yaşanacak değişimler, tohum sektöründe yeni hedeflere, yeni konulara ve yeni yöntemlere yönelmeyi gerektirmektedir. 2050 yılında kişi başına yıllık tüketiminde tahıllarda değişim beklenmemesine karşın, baklagillerdeki %15, bitkisel yağlarda %33 artış beklentisi, tohum sektörü için ilginç olsa gerek (Açıkgöz 2015[3]).

Nazimi Açıkgöz

[1] The International Food Policy Research Institute (IFPRI) www.ifpri.orgDownload press release 
[2] http://blog.radikal.com.tr/ekonomi-is-dunyasi/suriye-olaylarinda-kuresel-isinmanin-rolu-94005,
 http://blog.milliyet.com.tr/kuresel-isinmanin-tarimda-ilk-can-sesi–s-arabistan-da-bugday-tarimina-son–/Blog/?BlogNo=415629
[3] Açıkgöz N. 2015. Gelecekte gıda tüketimleri ne yönde değişecek? Dünya Gıda, Haziran, sayı 2015-6, sayfa 75-77
%d blogcu bunu beğendi: